..

Arjantin’in Ümitsiz Gençleri

Arjantin’in Belirsizlik, İstikrarsızlık Ve Gelecek Korkusu İçinde Yaşayan Nesli

30-50 yaş arasındaki Arjantinliler, epey sıkıntılı bir miras devraldılar: Ekonomik belirsizlik, siyasi kargaşa ve pervasız yolsuzluklar.

Latin Amerika bu üçlü kombinasyona her ne kadar alışmış olsa da, Arjantin için bu durumun özel bir anlamı var. Öyle ki bu, bu sıkıntılı miras, neredeyse tüm bir nesli hayatından bezdirdi; gelecekten ümitsiz, elindekini kaybetme korkusu ile dolu bir hale getirdi.

Halbuki, Arjantin 1980’lı yılların başından beri Latin Amerika’nın üçüncü büyük ekonomisi. Şimdiki nesil ise, devülasyon, yüksek enflasyon, “corralitos*” ve türlü türlü ekonomik sarsıntılar olmadan yaşamak nasıl bir şey bilmiyor. Yetmezmiş gibi, bu insanlar yatırımlarının ekonomik kriz sonrası nasıl bir anda yitip gittiğine bire bir tanık oldular.

Arjantin’de, kısa süren istikrar dönemleri hariç, krediler sürekli uçuk rakamlarda kaldı. Günümüzdeki faiz oranı %60’lara ulaşmasına rağmen, ki bu dünyadaki en yüksek faiz oranıdır, sonrasında Türkiye, İran ve Venezüela gelir; borsa ve bankalara olan güven çok düşük olduğundan, haliyle, bu genç neslin tasarruf etme gibi bir eğilimi pek oluşmadı. Sebep aşikar aslında: ailelerinin tüm yatırımlarının tek bir gecede yok oluşuna tanık olan bir nesilden söz ediyoruz.

Daimi enflasyon (recurrent inflation) nedeniyle (bu değer şu an %35’ler seviyesinde ve 2018 sonu tahminleri %40.6’ya dayanmış durumda) insanlar kümes bile inşa ederken iki kez düşünür hale geldiler. Sadece birkaç ay hatta hafta içinde artabilecek enflasyon korkusu, insanları ihtiyacı olan şeyleri sadece zorunda oldukları zamanda (ya da bir gereklilik durumu olduğunda) satın almaya itiyor. Arjantin’den Barselona’ya 9 ay evvel taşınan yeni komşum şunu diyor: Enflasyon sadece cüzdanımızı değil, beynimizi de kemiriyor.

İnsanlar biriktiremiyor, tüketiyorlar ve yatırım yapamadan elde ne varsa yok olup gidiyor. Yıllar süren kötü yönetim, yolsuzluk ve devlet fonlarının talan edilmesi ile Arjantin, 1988-2001 yılları arasında derin ve yıkıcı bir ekonomik kriz yaşadı. Ardından, ülke duygu sömürüsüne dayanan popülist bir yönetime boyun eğmek zorunda kaldı. IMF’nin katı reform planı ile hükümet arasındaki pürüzler ise, akut hale gelmiş politik ve ekonomik problemleri daha da kötüleştirmekten başka işe yaramadı. Neticede, Arjantin’in dış borç ödemeleri askıya alındı ve ülke, 160 milyarlık bir temerrüde düştü. Bu, bir ülkenin bu türde ödeyemeyip temerrüde girdiği (sovereign default) en yüksek meblağ idi.

IMF, Arjantin klasörünü son zamanlarda yeniden açtı ve dünya tarihinde bir ülkeye verilen en yüksek borç olan 57 milyar dolar’ı ödemeyi onayladı. Karşılığında, Hükümet Başkanı Mauricio Macri, pek çok kuruluşu ilgilendiren anlaşmaya ilişkin ‘öneri mektubu’ndaki maddelere sadık kalacağı sözünü verdi. Mali açığın düşürülmesi ve Merkez Bankası’nın döviz piyasasına müdahalesinin kısıtlanmasını planlayan hayli sert bir tasarruf planıydı bu. Haliyle insanlar yeninden sokağa döküldü ve Merkez Bankası başkanı Luis Capute Haziran ayında görevinden istifa etti. Zira son kurtarma paketi, insanlara 30 yıl önce yaşadıkları ekonomik kabusu hatırlatıyor ve bu travmanın etkisi hala zihinlerde.

Arjantinliler, özel sektördeki fırsat azlığı nedeniyle güvenli istihdam alanlarına yöneliyor. Her ne kadar kayıtlı işsizlik oranı 2000’li yılların %20’lerine hayli uzak olsa da, bu oran günümüzde %10’lara yaklaşmış halde ve bu durum, kamu hizmetlerinde çalışma talebini daha da körüklüyor.

Belirsizlik, istikrarsızlık ve korku ortamlarına bir önlem olarak, devlet kademelerinde bir iş bulmak, yıllar boyunca bir tür konformizme alışmış bir neslin de temel amacı haline geldi. Haliyle, kamu sektöründe çalışan insan oranında ciddi bir artış yaşanıyor. Ne yazık ki, yetenek ve borç vakumu haline gelen kamu sektörü, kısır bir döngü yaratması nedeniyle Arjantin ekonomisinin tekrarlayan ekonomik krizlerinin nedenlerinden de biri.

Yaklaşık dokuz ay önce, bir komşum dünyadaki en büyük Arjantin diyasporasına katılmaya kararı verdi. Kendisi, son zamanlarda İspanya’daki pek çok Arjantinli’nin, göçmen atalarının vatansever duygularını ve girişimci özgüvenlerini hala muhafaza ettiğine inansa da, insanların  çoşkularının giderek yok olmaya başladığını söylüyor. Bana kalırsa, belirsizlik ve bu genç neslin güven sorunu, sadece Arjantin’e has bir olgu değil. Aksine, çok daha karmaşık küresel bir konu. Yine de, Arjantin’in süregelen ekonomik krizleri ve başarısız hükümetlerinin – popülist ya da teknokratik fark etmez– şimdiki neslin korku kaynaklı konformizmini ve geleceğe dair fikri olmayan sessiz ilgisizliğini giderek körüklediği aşikar.

Ricardo Aceves

*Corralito, Arjantin’in 2000’de yaşadığı büyük finansal çöküş sonrasında, Hükümet’in sabit vadeli nakitlere, cari ve tasarruf hesaplarına uyguladığı bazı kısıtlamaları ifade etmek için kullanılan bir terim. Latin Amerika ülkelerinde devletin mevduat hareketleri üzerindeki benzeri kısıtlamalarını tanımlamak için hala kullanılmaya devam edilmektedir. (Çevirmen Notu)

Kaynak: Gazete Diplomasi

Orijinal Metin:  Una generación de argentinos con incertidumbre, inestabilidad y miedo al futuro (El Observador)