Lalenin ev kadar değerli olduğu zamanlar
Kaynak: Gazete Diplomasi
Son günlerin gözde konularında biri Bitcoin’in başını çektiği kripto paralar. CNBC’ ye göre, ‘yatırımcıların bu yeni yatırım aracına olan ilgisinin doruk noktasına ulaşmasıyla birlikte bir bitcoin’in değeri, piyasa tarihinde daha önce hiç bir spekülatif bir araçta görülmemiş bir bir hızda arttı’
Bazıları Bitcoin’e olan bu ilgiyi Lale çılgınlığı döneminde yaşananlara benzeterek, Bitcoin finansal balonun da patlamak üzere olduğuna inanıyor. Peki nedir bu Lale çılgınlığı? Cevaba geçmeden evvel, kendinize şu soruyu sormanızı istiyorum: Bir laleyi satın almak için üç aşağı beş yukarı ne kadar öderdiniz? 17. yüzyıl Hollanda’sında yaşıyor olsaydınız, bu soruya cevabınız, evinizi komple satsanız bile muhtemelen yeterli olmayacak meblağlara denk geliyor olabilirdi.
Bitcoin balonunun akibeti bir yana, son yıllarda pek çok finansal balon patlayarak ardında iflaslar bıraktı: İnternet şirketleri (dot com) balonu, borsa balonu, emlak balonu. Yine de zannediyorum ki pek azımız 17. yüzyıl Hollanda’sında yaşanan Lale Soğanı Pazarı Balonu’nu duymuştur.
Hemen hemen her borsa simsarının da size söyleyeceği gibi, ticaret ciddi riskler taşır ve herkesin harcı değildir. Lale çılgınlığı, tarihte kayda geçen ilk finansal balon ve patlaması kabul edilimesinin yanında, fiyat spekülasyonuna dair da pek çok ders çıkarabileceğimiz mükemmel bir hikayedir de.
Lale çılgınlığının kökenleri
Peki nedir bu lale çılgınlığının hikayesi? Çoğumuz lalenin Hollanda’nın milli bir sembolü olduğunu bilir. Öyle ki, bazılarına göre Hollanda ‘dünyanın çiçek dükkanı’ dır. Oldu da Hollanda’ya yolunuz düştüyse, kırsal boyunca uzanan rengarenk lale tarlalarını muhtelemen görmüş ya da ziyaret etmişsinizdir. Ülke genelinde hizmet veren pek çok lale müzesi vardır; yıl boyunca çeşit çeşit lale festivalleri düzenlenir. Hatta, Hollanda halkı göç ederken laleye duydukları aşkı da yanında götürmüştür: New York (Holland.com’a göre şehrin adı New Amsterdam gelmektedir) gibi şehirlerde çeşirli lale festivaller düzenlenir, Michigan eyaletindeki bir kasabanın adı Holland olarak değiştirilir.
Lalelere ilişkin bu tutku derecedeki ilgiye rağmen, çiçeğin kökeni ne yazık ki Hollanda değil. Lale ilk kez günümüzde Kazakistan, Tajikistan ve Afganistan’ın yer aldığı, Orta Asya’daki Pamir ve Tan Shan dağlarının arasında yer alan bölgede ilk kez ortaya çıkar; ıslah edildiği Osmanlı İmparatorluğu’ndan Hollandaya getirilişi ise 16. yüzyılın sonlarını bulur.

1590 yılında Leiden Üniversitesi’nde etkileyici bir botanik bahçesi kuran bitki bilimci Carolus Clusius, Hollanda’da lale yetiştiriminin öncülerinden kabul edilir. Carolous, şahsi bahçesine göz alıcı güzellikte pek çok lale fidanı eker ve hayatının büyük bir kısmını lalelere ve gizemli lale kırımı* (Tulip Breaking) olgusuna adar.
Lale çılgınlığı hikayesinin esas oyuncusu işte bu lale kırımlarıdır. Kırımlar, taç yapraklarında meydana gelen ve çiçeğin bir anda çeşit çeşit renkler içeren bir desene bürünmesine neden olan tuhaf oluşumlardır. Ancak uzun yıllar sonra, bu garip görünümlü lalelerin aslında onlara buluşan bir virüs sebebiyle oluştuğu anlaşılabilmiştir. Öyle ya da böyle, özünde hasta olan bu rengarenk laleler, lale çılgınlığının giderek ivmelenmesinin göbeğinde yer alır.
Bu gözalıcı hasta laleler, zamanla sağlıklı olanlara kıyasla o denli değerli olmaya başlar ki, Hollandalı bitki bilimciler yeni hibridler bulmak ve çeşit çeşit renklerde laleler yetiştirmek için adeta birbirleri ile yarışır. ‘Zenginleştirilmiş bitki’ (cultivars) olarak bilinen bu yeni türler bir kaç küçük botanist grubu ve bir takım çiçek meraklıları arasında değiş tokuş edilir. Gel zaman git zaman, lale ticareti bu küçük grupları aşar. Artık insanlar sadece lalenin kendisini değil, soğanlarını ve tohumlarını da satın almak istemektedir. Haliyle lale tüccarları ortaya çıkar ve özünde bir tür ‘beyefendi uğraşı’ olan lale değiş-tokuşu acımasız bir kar elde etme savaşına dönüşür.
İnsanların lale satın almak taleplerinin yanında, Hollanda’nın 1600’lerin başında ticaret sayesinde Avrupa’nın en zengin ülkesi haline gelmesi de lale yetiştirmeye olan ilginin artmasında etkilidir. Hollanda’nın Altın Çağı süresince, sadece aristokratlar değil, orta direk tüccarlar, zanaatkar ve esnaflar da bu hengame içinde ceplerindeki tüm parayı harcama telaşındadır. Özünde bu durum, zenginleştirilmiş bitkiler gibi lüks ürünleri satın alabilecek insan sayısının artması anlamına geliyordu ki bunun Avrupa’nın kalanında görülmesi pek de mümkün değildi.
,İnsanların sosyal sınıfı ne olursa olsun yaptığı harcamaların yanında, o zamanlar başta Amsterdam olmak üzere Hollanda güçlü ticari işlem merkezlerine sahiptir. 1602’de Amsterdam Borsası açılır, Baltık Tahıl Ticareti (her kadar resmi olmayan bir pazar olsa da) ise ondan bir kaç yıl önce işleme başlar. Böylece Ülke, yakında bir çılgınlığına dönüşecek olan yeni bir ticarete, yani lale ticaretine hazırdır.Brian Dowd
Lale Balonu
Laleler, çiçeği burnunda Hollanda Cumhuriye’nde ilginin göbeğindedir. Anne Goldgar,Tulipmania: Money, Honor, and Knowledge in the Dutch Golden Age isimli kitabında bu durumu şöyle yazar:
‘Komşular komşularıyla konuştu; aynı iş yerinde çalışanlar kendi arasında, esnaf, kitapçı, fırıncı ve doktor müşterisine anlattı. Zamanla, toplum bu yeni cazibenin etkisi ile çalkanlandı ve insanlar bunun ne denli karlı olabileceğini düşüncesiyle kendinden geçti’

Yıl 1620’i gösterdiğinde, lale fiyatları inanılmaz rakamlara ulaşır. Bir şekerleme çubuğu gibi taç yaprakları olan Semper Augustus (yanda) adındaki özel bir hibritin 10 adet soğanı karşılığında, koca bir konak alındığında dair ilgi çekici bir hikaye bile var. 10 lale soğanı karşılığında koca satın almak her ne kadar epey makul bir ticaret olsa da, teklif reddedilir. Bu bile, malum lalelerin bir zamanlar ne denli değerli olduğunu göstermektedir.
Sonraki yıllarda, lale soğanları çiçeğinin kendisinden daha çok para etmeye başlar. Haliyle pazarlar lalenin değil de soğanının ticaretini yapan spekülatörler ile dolup taşar. Bu durum, bir tür vadeli işlem borsasının doğmasına neden olur. Hatta yıl 1633’u gösterdiğinde, Hollandalılar guilder ile uğraşmaktansa, lale soğanlarını bizzat para birimi olarak kullanmaya başlar. Öyle ki, gayri menkullerin lale soğanları karşılığı satıldığına dair hatırı sayılır sayıda vaka vardır.
Kişinin lale soğanı alım-satımı yaparak akıl almaz derecede paralar kazanabileceği fikri yaygınlaştıkça, fiyatlar daha da artarak tavan yapar. BBC’ ye göre, Semper Augustus adındaki bir lale soğanın tek fiyati 1633 yılında 5,500 guilder iken; 4 yıl sonra 1637’de bu değer neredeye iki katına çıkarak 10,000 guilder olur.
Guilder’in ne olduğunu merak ediyor olabilirsiniz. Guilder, Hollanda’nın euroya geçene kadar kullandığı para birimidir. ‘Tulipomania: The Story of the World’s Most Coveted Flower and the Extraordinary Passions It Aroused’ kitabının yazarı Mike Dash’a göre, ‘(Lale alım-satımı ile ele geçen para) Hollandalı bir ailenin ömürlerinin yarısının yemek-içme, giyinme ve barınma masraflarının karşılayabilir ya da Amsterdam’daki en gözde kanallardan birinde, hangarlı ve 80ft (25m) bahçeli şaşalı evlerden birinin satın alabilirdi, ki o zamanlarda bu evler dünyanın herhangi bir yerindeki evler kadar değerli idi’. Şimdi tüm bunların ışığında yukarıda bahsi geçen lale değerlerini bir daha düşünün.

Fiyatlar zamanla giderek artsa da, lale çılgınlığı doruk noktasına nihayet Alkmaar’daki bir açık arttırmada ulaşır: Zenginleştirilmiş iki tür olan Viceroy ve Admirael van Enchuysen, sırasıyla 4.230 florin ve 5.200 florine satılır. 1637 yılına gelindiğinde artık lale çiçeği ve soğanı çılgınlığı neredeyse doruk noktasına ulaşmıştır: zengin ya da fakir, aristokrat ya da köylü hatta çocuklar dahi işin içine dahil olur. Alım-satımların çoğu barlarda alkol eşliğinde yapılır. Bazı raporlar, lale soğanlarının fiyatlarının gün içinde 10 kat arttığını belirtir ve 1637 yılında fiyatlar ayda %1.100 kat artış gösteren bir noktaya kadar gelir. 31 Aralık 1636’dan 3 Şubat 1637’ye kadar, neredeyse bir ay içinde, Switsers adındaki özel bir lale soğanın değeri 125 florinden 1500 florine çıkar.
Çöküş
Bu noktada, finansal balonun bir sonraki aşamasını tahmin etmek kolay. Hikayeye göre, lale soğanı alım-satım furyası neredeyse tek bir gecede sonra erer: Fiyatlar o denli akıl almaz noktaya ulaşır ki nihayet biri bu miktarı ödememeye karar verir, sonrasında herkesin bu yatırım aracına olan güveni kaybolur ve fiyatlar dibi boylar. Her ne kadar bu tek gecelde çöküş draması hikayeyi daha da cazipleştirse de, gerçek tam olarak böyle olmayabilir.
Finansal balonlarda genelde süreç şu şekilde olur: Fiyatlardaki akıl almaz artış herkes tarafından fark edilebilir bir noktaya gelir ve bazı ihtiyatlı insanlar bu noktada ellerindeki ürünü bu absürd fiyatlar üzerinden nakite çevirerek sistemden kaçmaya çabalarlar. Sonrasında elindekini giderek düşen fiyatlarda satmaya çabalayan insanların sayısının arttığı bir tür domino etkisi oluşur.

Aslında lale ticaretindeki bu hızlı değer kaybının nasıl başladığından kimse tam olarak emin değil. Yine de kesin olan bir şey varsa o da bu domino etkisinin durmak bilmeyen bir kargaşa ortamı ve ülke genelinde bir panik ortamı yarattığıdır. Tarafların sözleşmelere uymamaya başladığı nokta tam da burasıdır. İnsanların, bu lale soğanlarını hayat boyunca biriktirdikleri ya da evleri karşılığında aldığını fark ediyor olmaları, kargaşayı daha da arttırır. Hollanda hükümeti bu çöküşü engellemek için araya girip, sözleşmelerin üzerinde yazan değerinin %10’unu sağlayacağını vaad etsede, bu müdahale, süreci daha da çıkmaza sokar ve fiyatlar dibi görene dek hızla düşmeye devam eder.
Zamanında servetler ödenerek alınan lale soğanlarının artık beş para etmemesi, elbette ki bir çok kişiyi finansal açıdan yıkıma sürükler. Borç tartışmaları yıllarca sürer. Hatta bu çöküşün erken döneminde çıkma şansı bulanlar dahi, finansal kriz sonrasındaki yıllarda zarar görür. Hollanda hükümeti borçlarla ilgili tartışmaların bölge hakimlerince sonuca kavuşturalacağına dair beyanname verir ve neticede sözleşmelerin hemen hemen hepsi fesh edilir.
Tarihten Ders Alma
Lale çılgınlığı neden tekrar gündeme geldi? Bir ülke halkının akıldışı davranışlarının neden olduğu trajikomik bir hikaye olmasının dışında; bu hikaye, tarihin ilk ve en yıkıcı finansal balonudur aynı zamanda. Dahası Hollanda halkının üzerinde kalıcı bir etki bırakmıştır. ‘Ahlaksız servet kazanımı’ ndan kaçınmak ve eşitsizlik ile ilgili öğretici bir ahlak hikayesi ya da masalı olması işlevi ile toplumun derinlerine işlemiştir.
Investopedia bu durumu şöyle ifade eder:
‘Lale çılgınlığı, Hollandalıların uzunca bir süre bu tip spekülatif yatırımlara tereddütle yaklaşmasına neden olmuştur. Yatırımcılar artık laleler için her şeyi riske atmayı göze almaktansa, durup onları koklamanın çok daha iyi olduğunun farkındalar’
Henüz küçük bir çocukken okuldaki tarih derslerinde neden tarihin kaydını tuttuğumuzu söyle açıklarladı: Geçmişten bir şeyler öğrenip aynı hatayı tekrarlamamak. Lale çiçeği ve soğanının finansal balonunu hatırlayarak, aynı şeylerin bir daha tekrarlanmamasını sağlayabiliriz. Yine de, bu tip balonlar sürekli olmaya devam ediyor. Öyle ki gözüküyor ki, dersimizi pek de almıyoruz. Edmund Burke’nin dediği gibi ‘Tarihi bilmeyen kişi onu tekrarlamaya yazgılıdır’.
Brian Dowd
Orjinal Metin: Tulip Mania: When Tulips Cost As Much As Houses (FocusEconomics)
*Çevirmen Notu: Tulip Breaking, lalerin renkleri arasında çizgisel kırılmalara, desenlere ve gölgelere sebep olan bir virüstür. Carolus, virüsün laleler üzerindeki etkilerini kayda geçiren ilk bilim adamı olarak da bilinir. Ayrıca, italikler ve kalın fontlar çevirmene aittir.
