..

Sosyal Medya Bağımlılığı Sigaradan Daha Mı Tehlikeli?

Bu yıl başında İsviçre’nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’nda Salesforce CEO’su Marc Benioff, sosyal medya bağımlılığını sigara içmeye benzeterek, kullanıcıların güvenliğini şirketlerin finansal kazanımlarının önüne koyarak, Facebook gibi şirketlerin “sigara endüstrisindeki düzenlemelere benzer” şekilde kontrol edilmesi gerektiğini söyledi.

Peki ölümcül etkileri olan sigarayı sosyal medya ile nasıl bir tutabiliriz?

Gelin konu hakkındaki son bulguları birlikte gözden geçirelim:

New Yorker’daki bir makalesinde, Mark Zuckerberg Facebook’un iş modelini şöyle açıklıyor: ‘Kültürel bir arka planı olan bir şeyden bahsediyoruz. Bu, teknoloji ve psikolojinin kesiştiği çok kişisel bir alan’.  Facebook çalışanları, insanların ruh sağlığını geliştirmeye çalışan psikologlar değil; daha çok kişilerin psikolojik tepkilerini değiştirmek amacıyla çeşitli taktikler dizayn eden insanlar.

Facebook, birkaç sene önce, kişilerin sayfa akışındaki olumsuz haberlerin kişileri daha kötümser, olumlu haberlerin ise daha nazik biri haline dönüştürüp dönüştürmediğini incelemeye başladı. Sosyal medya devi, bu deneyi herhangi bir şekilde halka duyurmadı ya da kullanıcılarından izin almadı, ancak New York Times’daki bir makaleye göre, ‘kullanıcılar hizmet şartlarını  kabul ettilierinde bu tip manipülasyonları da kabul etmiş oluyorlar’.

Yapılan bu psikolojik deneyin Cambridge Analytica skandalı’na neden olduğu konusu hala tartışmalı. Skandalın ardından, 87 milyon kişinin kişisel verilerinin bir araştırmacı tarafından derlendiği ve ‘seçmen davranışını manipüle etmek amacıyla çeşitli psikolojik teknikler’ kullanmasıyla bilinen bir danışmanlık şirketine satıldığı ortaya çıkarıldı. New Yorker’e göre, Facebook bu durumdan yıllardır haberdar olmasına rağmen kullanıcılarını konu hakkında bilgilendirmedi.

Bu deneyin yansımaları, Cambridge Analytica’nın İngiltere’de yapılan Brexit oylaması2016 ABD seçimleri ve 2017 Kenya Seçimleri üzerinde etkisi olduğu iddia edildiğinden ötürü demokrasi ile yönetilen ülkelerde hissedildi.

jakob-owens-unsplash

Peki işin bağımlılıkla alakası nerede?

Bugüne kadar sosyal medyanın bağımlılığa sebep olduğunu doğrulayan pek çok çalışma yapıldı. Elbette ki mevzu sadece Facebook değil. Dünyada 2 milyardan fazla Facebook kullanıcısı var, insanlar günde ortalama 500 milyon twit atıyor, İnstagram’a günde 95 milyon resim ekleniyor ve her dakika Youtube’a toplamda 400 saat üzeri video yükleniyor. Tüm bu rakamlar bize bir şey anlatıyor olmalı. Aslında, sosyal medya özü gereği bağımlılık yapıcı.  Öyle ki, sosyal medyanın iş modeli  kullanıcı katılımını (engagement) en üst düzeye çıkarmayı amaçlar. Ekranı ne kadar uzun süre aşağı kaydırmaya ve tıklamaya devam edersek, iş modeli o kadar başarılıdır. Bitmek bilmeyen haber akışları ve bildirimler özünde sizin ilginizi çekmek ve platformda tutmak için kişiselleştirilmiştir. Haliyle sosyal medya ile insanları bağımlı hale getirmek oldukça kolaydır. Bu durumun nedenlerinden bazıları şunlar:

Sosyal yaratıklarız: Bağlanma ve başkalarıyla iletişim kurma ihtiyacı insanın evrensel bir ihtiyacıdır. İnsan olarak sürekli bir şeye ait olma istediği içinde kıvranırız.

Onay alma ihtiyacı: İster ‘beğeni’, ister ‘takip’ isterse çeşitli emojiler ya da gülümsemelerle olsun fark etmez, paylaştığımız düşünce ve davranışlarımızın onaylanması isteği ile hareket ederiz.

FOMO (Fear of Missing out): İlk kez 2000 yılında pazarlama uzmanı Dan Hermanve’ın tanımlanan ve sonrasında aslında Patrick McGinnes tarafından bulunduğu iddia edilen FOMO (Bir şeyi kaçırıyorum korkusu), sosyal medya kullanımın temelinde yatan itici güçlerden biridir. Fix’in 2013 paylaştığı veri grafiğine göre, kullanıcıların %67’ı sosyal medya erişimi olmadığında ‘bir şeyleri kaçırdıklarını’ söylüyor.

Ego’nun kendini gösterebileceği bir yere ihtiyacı vardır: ve sosyal medya bunun için biçilmiş bir kaftan gibidir. Araştırmacılara göre, insanların kişisel bilgi ve resimleri gibi pek çok şeyi paylaşarak ‘pohpohlanmayı’ hedeflemesinin ardından yatak şey egonun dışsal bir onaya ihtiyaç duymasıdır.

Beyin kimyası: Sosyal ağlar psikolojik bağımlılığa neden olduğu kadar fiziksel bağımlılığa da neden olur. Harvard Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre, kişinin kendini çevrimiçi ortamlarda ifade etmesi neticesinde beyninde aktif olan yer ile zevk aldığımız aktiviteler yaptığımızda aktif olan bölge aynıdır. Bazı çalışmalara göre yoğun sosyal medya kullanımının, kişinin gündelik yaşamındaki diğer alanlara zararlı etkileri vardır, ki bu nedenden ötürü de bazı araştırmacılar konuyu bağımlılık sorunu olarak ele alır.

Sonuç

Bu noktada sosyal medya platformlarının dünyayı yönettiği gibi bir iddia tartışmalı bir mevzu. Neticede bu platformlar birer kültür tedarikçisi durumunda. Ancak, şirketler, ürünlerinin kişiler üzerindeki zarar verici etkileri için düzenlemeler yapmaya ya da ellerinde tuttukları bu güç için sorumluluk almaya da yanaşmamakta.

Belki de, diğer tüm sakıncalı ürünlere yaklaştığımız gibi, veri toplayarak bağımlılık geliştiren bu gibi  şirketler hakkında bir şeyler yapma zamanı gelmiştir. Verilerin, toplumda geri dönüşü zor zararlara yol açmasından evvel, verinin kullanım şekline dair düzenlemeler yapmamız gerekiyor.

Yazar: Göran Wågström, Idka Kurucu CEOsu

Orijinal Metin: Is Social Media Addiction Worse Than Cigarettes?

Kaynak:  Gazete Diplomasi