İnsan yaşlandığı yerden bükülürmüş.
Belki de bu yüzden kırıştığım insan yerlerimden utanır oldum. Her küçük kıymık, derime daha acımasız batıyor artık. Halbuki yaşamak olanca haliyle güzel.
Çok güzel.
Ve tüm bu yazılanlar, sana dair veya sana, bir zaman kaybı mı yoksa bir kayıpta yakalanmaya çabalanan zaman mı, meçhul. İnan ki, bilmiyor ve bilmek dahi istemiyorum. İnsana dair ağır bir düş kırıklığı var, yaşama dair ise ciğerlerimde tutulmuş bir nefeslik atım.
Hangisi neye sebep oldu dersin? Yokluğun neyin hıçkırığı?
Hayallerde olmanın acımasız bir var oluşu bu. Seni kendimden korumanın acıları. Seni bedenleştiremeyen aylarca sessizlik.
Pessoa haklı Lotus, hayaline sahipsen bir şeyin, onun metalaşmış halini arzulamak aşağılıktır. Velev ki, yaşamda daha güzelsin. Neye yarar bu, uzakta bir deniz feneri ışığın yoksa? Fanus neye yarar Sırçalığı cama kör ise? Duymayan kulaklarda deprem çıtırtısı alimlik değil zalimlik olmaz mı?
Ben senin ölünü dahi sevdim ey Lotus! Dirin varsın senin ve çevrendekilerin olsun bu yaşamda.
Boyunca ve kararınca..
29.4.15
