Unutur gibi sevmeyi. Yarın gidebilir ki sevmeyi. Aslında hiç sevmemiş, şöyle bir bakıp gidecektim gibi sevmeyi. Eski bir ruha anlık dalışlarla girip çıkar gibi sevmeyi.
Bana unuttuklarımı yaşatabilir misin yeniden? Korkularımın tanrısını yağmurlu bir güne hapsedebilir misin? Kelimelerimin elinden tutup, onlara bahçelerde kaydıraktan kaymayı hatırlatabilir misin? Gözlerimdeki parlaklıkları geri isteyip, güneşten bir demet çalabilir misin? Tiz kahkahalarını istiyorum deyip, İstanbul’un orospusunu anlatabilir misin bana? Damarlarımdaki aşk kokusunu istiyorum mırıltısıyla bir bardak şarabından verebilir misin gün batmadan? Henüz tanışmadığım aşklarıma kadeh kaldırmak istiyorum umudum için, beni öldürebilir misin niyet etmeden? İntihar etmek isteyen sen dolu hücrelerime cesaret verebilir misin? Bana yaşamı senin gibi maskeler takarak sevmeyi öğretebilir misin? İnsanlarla dans etmeyi, kelamı parça parça yaşamayı, bana özlemeyi, özlemleri yaşamayıp kör bir balıkçının misinası gibi sevgiyi hatırlatabilir misin? Bana İtalyanca aşık olabilir misin? Soyabilir misin beni, yarım kaldığın yerden devam edercesine? Yemyeşil çimenlerinde çırılçıplak koştuğum günleri yeniden öğretebilir misin? Çırpınan anılarımı geri atabilir misin tuzlu suya? Kendinden uzak bir tuza bandırabilir misin içimde bir yıldız gibi parlayan ölülerimi? Senin içinde defalarca yok ettiğim geleceğimi unutturabilir misin bana? Herkes ayaklarını yere sağlam basma çabasındayken, sen beni uçurabilir misin yeniden? Kanatlarım kırıkken de, bana sevmeyi öğretebilir misin yeniden?
