..

Yangın ertesi

Sönmüş kelamlar uçuşuyor kafamda. Külden.

Doğa el ele vermiş bedenimle, rahatlatmaya çalışıyor ruhumu. Arsız ve uslanmaz ruhumun eğitmeni sessizlik. Kelamlar dört bir yanımı sarmış, bana moral veriyor. Suretler usul usul kısa ziyaretlerinden ayrılıyor. Onlarsız kelimelere nasıl alışacağım bilemiyorum. Muhtemelen şizofrenik bir edebiyat oluşacak içimde; insanların kanı olmayacak ama canı olacak, canım içinde.

Yine de o kurgu içinde bir yerde durmuşum, belli. Etrafımda uçuşan küllere bakıyorum. Gerçek mi değil mi bilemediğim bir evren oldu yangın ertesi haller. Sanki sürükleniyorum o kaos içinde. Sürüklendiğim her köşe, eski bir köşemi yontuyor o hengamede. Kelamın şiirsel ritmi ile hayatın monoton akışı arasında bir yerde, yumuşacık olmuş içime bakıp gülümsüyorum.

Zira ne güzel ruhlara dokundum ve dokudum kendimi. Mis gibi acı ve şiir kokuyordu parmakları. Güzellerdi, biçimli ve dirimli. Ne sessiz dudakları vardı, sadece öpülünce konuşuyorlardı. Ne kaçışları vardı o öpüşler ertesinde, yüzyıllık ruhları birleştiriyorlardı. Ne saflıkları vardı, aşkı yarım kalmış kahkahalarla tanıyorlardı.

Ama bana dokunamıyorlardı.

Ya kabuklarım ulaşılmazdı ya da kelimelerin görünmezlik pelerini içinden konuşuyordum onlarla.

Ben kendi yolumda, kendimi, tanrıları, dünyayı tanımaya adamıştım. Bencilceydi belki bu, ama her mayıs ortasında bahar kokmam da bundan kaynaklanıyordu, bilmiyorlardı. Tüm sevdiklerimi ben denizlerinde yıkayıp, pamuklu kaplarla saklıyordum Hera’nın çekmecelerine. Çok yaşatmaya çabaladım, kalbi kırık, nefesi yitik olanları.

Olmadı, öldüler.

O halde bırakın da onları parçalayayım bu bahar. Özel kokular içinde kendimden önce onları bırakayım toprağın içine. Ahitlerinde kelimeler yankılansın ölülerin, bedenleri cümleler mezarlığında, işte burada, çürüsün ve herkese ait bulamaç içinde yok olarak var olsun.

Kimse bulmasın ahitlerin ismini, kimse tanımasın o ölülerin ben kokan izlerini. Her bahar kelimelerim yağmur gibi süzülsün parçalanmış hücrelere.

İnsan en çok ölümle sonsuzlaştırır çünkü kelamdan düşünceyi.

Gülümseyin içimizdeki kölelere; nefes aldığı için yaşadığını zanneden aşklarımız ne eksik bugün.