..

Öylesiydi üst üste

Zihnimde kelimeler var. Başka bir şey yok sanki. Yığın halinde, baskı halinde kelimeler, üst üste ve alt alta. Bazen bazı insanlara dönüşen kelimeler, bazen şiire, bazen hadi abartalım, makalelere.

Böylesine kelimeler içindeyken zihin, kimsenin yakınlığı ısıtamıyor beni. İnsanlar bir ritüel gibi döner etrafında, görmezsin bile. Bazıları oyun, bazıları numune olur geçmiş içinde. Yine de, şimdiki zaman en çok böyle vesilelerle özgürleşir; ıssız bir yalnızlıktan çıkar mekân, renklere dönüşür. O renkler benimle konuşur o zaman ve derler ki, insanlar sevmeyi çoğu zaman başka dillerde biliyor, belki bilmiyor; düşü bilmiyor, merak da etmiyor; düşünmeyi bilmiyor, içinde rahat değil.

Haliyle düşmeyi de bilmiyor, bilemiyor ve şaşırmamak lazım ki dizleri üzerine basa basa büyümeyi de belki bundan bir türlü öğrenemiyor. Kendi kendine yetmeyi bilmek için, dizlerini öpebilecek kadar eğilebilmek lâzım halbuki.

Ama kendine ve kendin ile.

Ancak o zaman, zaman unutturur ve seni dizlerinden kıranlardan bükülür geleceğe.

Ya sonra?

Büyük bir dalga gibi süpürür kumla dolan yaralarımızı.