Yolculuklar lazım bazen; insandan insana, mekândan mekâna. Yorulduğunu hissettiğin an, kokan ruhunun teninden sıyrılıp kendine soluklanacak bir yer açmaktır yutkunmak. O yüzden, geçmişe bakıp “şükür” diyebilmek ve rastgele denk gelişlere gülümseyebilmektir hayatın inceliği. Kendin olmak; giderken de, gelirken de, o gelgitlerin tam ortasında da…
Bırak, Tutunamayanlar diyarında varlığından cayanlar kendileri hayıflansın. Hayatta kalmak için bunca çabasızlığı kabullenmek mümkün değil. Bedavaya ağaç bile kiraz vermiyor; su olmadan çiçek açmıyor. Ama aynı su, zamansız gelirse çiçekleri telef ediyor. İşte bu yüzden, unutmanın da tadını çıkarmayı öğrenmeli insan. Pessoa’nın bilge adamı gibi…
Önce kendi içinde sağlam bir dünya kurmalı ki dışarısı seni sarsmasın. Değerlerin, köklerin gibi derine inmeli; aksi hâlde, hayatın rüzgârları seni savurur. Unutma, güçlü durmak sadece var olmayı değil, yaşadığını hissetmeyi de öğretir.
