..

Araf ve ruth

Herkesin Ruth’u var mıdır, Lotus?

Herkes, bu yavan dünyaya sıkışıp kalanlardan birine mi âşık olur?

Herkes korkar mı kendinden, hissettiklerinden, senin korktuğun gibi? Burada, bu köhne kafede otururken…

Şiir okuyup hayatı umursamadığım, roman okuyup kendimi kendimle kucakladığım hâlime sıcacığım.

Birhan’a benziyorum diye düşünüyorum bazen, onu okudukça. Terk ettikçe terk edilmiş, uzaklaştıkça özgür kılmış ve özgür kılınmış. Didem Madak’ta aynı şeyi hissetmedim hiç. Onun aşkı, kendi dünyasındaki aileyle ya da alışkanlıklarla öyle iç içeydi ki… Yumuşak satırları içimi uyuşturuyordu.

“Bir Bilet Al.”
Sadece o şiiri dışında. Onu da sen göndermiştin zaten. Ama olmadı. Gönlüme dokunmadı. Keza, çoğu şiirde seni arıyordum. Seninle bulduklarımı yaşıyordum; muhtemelen, unutuluşa emanet bırakılacak ve yok olacak. Senin dediğin, umduğun gibi.

O zamana kadar, buralar benim arafım.