Geçmişin tozlu sayfaları hapşurtuyor beni. Acaba senin ölümün nasıl bir şey olacak, varlığa dair? Derken Fürüg geliyor yanıma ve üç elma düşüyor o an gökten.
Onun bu mucizeli soğukluğu, aramıza kristal bir duvar dikiyor. Bu anda, bu saatte, bu edebiyette boğuluyorum.
Alıyorum avucuma, kocaman kırmızı; ellerin ise Cebelitarık huzuru.
Kavrıyorum.
Diğeri sana düşüyor..
Bu aşağılık dünyada, ya dağılma aşkını istiyorum ya da hiç kimseninkini.
Avuçlarım tutamıyor, paldır küldür düşüp ellerinden.
Bir anda bize düşüyor son elma.
Onun kendi tenimin sıcaklığıyla ısıtmak istiyorum. Ona kendi sıcaklığımı verip, ölümün soğukluğunu ondan almak.
Olmuyor
