..

Çiftçinin bereket rüyası

Sevgili Yağmur,

Bedenimde, memurun ruhunun vesveseleri ve çiftçi sülalesinin alışkanlıkları dolaşıyor. Düzensizlikten çabuk yoruluyorum. Kaos ie kurallar dahilinde anlaşırım ben, hatta oyun bahçesi çocukluğu dahi diyebilirim bu hâlime. O yüzden aşırı değişim, düzensiz yaşam, uzun yolculuklar yoruyor beni. Dönüşlerde zihnimi boşaltmak zaman alıyor, düşüncelerim daha da pelteklieşiyor.

Öyle ki, yorgun akşamlarımda uykularım daha da büyüyor.

Bir türlü uyuyamadığım böylesi anlarda, yanılgılarımızı düşünüyorum:

Sen bir Sibel’i sevdin. Ben senden o Sibel’i de tanıdım. Ben bir Yağmur’i sevdim, sen tanıdın. Şimdi bu yollarda, sen bir Sibel’den uzak kalmayı yeğledin. Ben onu tanıdım şimdi, sevgili dostum, bu yazılarda o bir hâli şiirlerle, zamanla geçince. Sen o Yağmur’i tanıyacaksın. Belki içindeki bir ölü toprağını yeşil bir yaprak saracak.

Seni hayallerimize iliştirmek yerine, kendi kendime ip atlıyorum gibi.

Sanki sessizliğin, egomdaki bir oyun gibi. Umarım sessizlik onca sana sonra bana yakışır ve eyleme gebe izler taşır.

Yine de seni avuçlarımda kuş tutar gibi koruyorum kendinden. En batı uçlarından kayalıklarımdan kopardığım çiçekleri ceplerime koyup, sonra bu mektupların içine kokluyorum. Hayatın içinde kopan bağlarım arasında huzurlu bir dünya yaratıyorum işte; utanma al içine, hepsi senindir.