..

Dopamin

Ciğerlerim yanana kadar hızlanasım geliyor, ruhum kusana kadar sevmek ve susup konuşana kadar yaşamak.

Gerisi muhafazakârlık, gerisi bohemlik.

Cesur olmak ve korkmadan konuşmak isteyeceğim.

Hep.

Sokaktaki insan korkularından utanmadan soyunacağım etrafımda. Mutlak kararsızlık, ruhuma bile iğreti gelen yumurtalıklarımın kanata kanata çıkacak. Aralarda yaşamayı öğreneceğim. Ne kadın ne erkek, hem kadın hem erkek olacağım. Kimseyle yatmamış rahibe ile her şey bedava yatan fahişe arasındaki bir namusu yeniden yaratacağım. Yazamadığım zaman öleceğimi ve intihar edeceğimi söyleyen sana inat, asıl yazmanın intihar olduğunu gösterir gibi yaşayacağım.

Sonra yanına döneceğim.

Sana sandviç alacağım bir yerlerden. Elindeki yemler bitince onlarla doyacağız. Dikenlerinin mor ve pembe saçlarla dans ettiği, yerdeki evsizlerin gazete okuduğu bu ülkede, bize dair büyük bir iz bırakıp öyle yola çıkacağım yola.

Ama öncesinde sana bunları aktarmam gerek.

Virginia’nın romanlarının çoğunu yarattığı ama şimdi yıkılıp yerine hostel yapılan evin karşısından ayrılıp, British Library’e gidiyorum. Sana bu mektubu kitaplar arasından yazıyorum. Atatürk Kitaplığı’nı bunca seven sen, burada çıldırabilirdin.

Bu renkler, güzellik, düzen sana ne iyi gelirdi.