..

Müzik arası şehir

Blues çalan bir cafede otururken yazdığım bu satırlar, hüzünlü değil. Ortam loş, içeride elektro ritimli bir devinim bu. Işıklar sarı, sağda solda kitap kokusu. Tabutum böyle olsa ölümüne yatardım içime, öyle bir huzur. Kendilik ve hiçlik hissi.

Ne çok sevdim ikinizi.

Seni de getireyim mi buraya? Kitaplığa bakalım mesela. Jo Nesbø’nun Petirrojo’su , Tove Ditlevsen’ın meşhur üçlüsü, sonra politik bir iki kitap, geç. Javier Aleaya’nın ‘Leyenda o el vieja sentimental’.

Bak bunu sevdim, anlamını da.

Albertciğim Camus, ‘Der Mensch in der Revlote’ ve karşımda Scott Fitzgerald.

Böyle yerlerin sırrı ne biliyor musun?

Zaman içinde zamansızlığa yakınsayan nadiden şehir mekanlarından. Müzik, loş, sarı, kitap, mürekkep.

Söylesene İstanbul’da nerelere keşfettin böyle?