Sevgili Yağmur,
Yaka silkiyorum ve çıkıyorum dışarı.
Kesik, ıssız bir parfüm kokusu siniyor sinüslerime. Yağmurun silemediği köpek dışkılarının yoğunluğuna, eski pencerelere asılmış atletlere ve donlara bakıyorum.
Çamaşır kokusu, kimyasal.
Yumuşatıcıların sokaklara doluşu beni büyülüyor. Yeni yıkanmış mavi çarşaflara sarılmak, onların yumuşaklığına yumulmuş bir şekilde ölmek istiyorum.
Ama içimden bir ses, ısmarlama aramaların yalnızlığındaki sert bir yatakta öleceğimi söylüyor. Burnumun deliklerine girmiş iki hortumla, bakışlarım tavadan çaresizce aradığım bir iki yıldız ile beton günahı yıllarda seni beklemek gibi bir son.
Gülesim geldi bak.
Gözlerimin altında moraran yanlarımın vurdum-acımadımışlığı olan yıllara bakıp, sen de gül Özlem.
Öyle kolay ölmem ben
