..

Çiçekler konuşunca

“Tamam, tamam, çiçek oldum; usluyum!” cümlen geliyor şu an aklıma. Hoşuma gidiyor çiçek hâlin, lotus hâlinden başka olan renklerin. Yüzünü düşlüyorum, nasıldı acaba bu satırları yazarken?

Pembe ve maviydi muhtemelen.

İçimde bir bahar kokusu ile tezimi yazıyorum bir yandan. Evli çiftlerin (yasal ya da heteroseksüel olmak zorunda değil) boş zamanlarını kültür ve eğitime nasıl ve neden ayırdıklarını merak ediyorum.

Ben de, çok şükür bekar biri olarak, boş zamanlarımı böyle dolduruyorum. Dolduruyorum, boşaltıyorum ama zamanı harcamıyorum.

Acaba sen bugün neler yaptın? Çiçek olup uslu muydun yine, yoksa pembe-mavi, yoksa okyanus gibi hırçın mıydın kendine karşı? Belki de yağmur olup ruhuna renksiz satırlar aktardın?

Ya da yeni bir şey, benim ve senin bile henüz bilmediğin.

Beni sorarsan Javier ile konuşuyorum. “Eylem deneyime dönüşünce, insan ağır başlı mı olur?” diye soruyorum.

“Olabilir,” diyor “çünkü yapabileceklerimizi sınırlayamayız,” diyor.

“Sınır şart ama toplumun sınırlarındansa, kendine ait bir ahlak geliştirmek daha iyi değil mi?Neyse ki ahlaksızlığımı tetikleyecek bilinçaltım olmadı pek,” diyorum ona.

Gülüyor.

Öyle işte.