..

İzmler

Hayatta pek çok şeyi kaybolmamak için yaparız. Ama ya çoktan o karanlıkta kaybolduysak ve bulduğumuz şeylere aşk, iş, hobi ya da ‘kimlik’ demişsek? Neticede hayatlarımıza, bir şekilde devam etmeliyiz. Geviş getirmek zorunda kalan yoğunluklar, her şeyin önündedir.

Renksizdir otlar, su eklersin. Beyaz olduğunda, birdir, ikidir demez, içerir her şeyi. İstediğin de dediğin de anlaşılmaz. Ruh ikiye bölünür: Kadın ve erkek.

Çift başlı Yunan mitolojisindeki o güruha benzer gölgeler vardır. Beklersin. Kadın, erkeği ister. Bilgisi, olgunluğu, yapay da olsa dengesi vardır diye umar ötekinde. Erkek, kadını ister; kelamıyla, huzuruyla, safıyla arar içindeki maviyi. Saf ve huzurlu olamadığın için, erkek kalamaz. Güçlü ve küfürlü olamadığın için de, kadın elinde oynatır sevgini.

Tam bu anda bir bilge der ki: “Romantizm edebiyattaki liberalizmdir.”

Bence, sadizmdir.

Ama sorasım geliyor o bilgeye:

“Edebiyatın sosyalizmi nedir, o hâlde?”