..

Ben Buradayım!

Bugün grafitilerle ilgili bir yazı okudum.

Sıradan insanın şehirde “Ben de buradayım” deme çabasıymış. Sadece sokak sanatçıları değil, hepimiz aynı niyetle başlıyoruz güne. Sosyal medyada, hayatta, sokaklarda, büyüdüğün parkta, benim tuttuğum not defterlerinde, hatta yazdığım blogumsu yerde görebilmek mümkün bunu.

Ben de buradayım demek istiyoruz. Hepimiz. Biz var olduk burada; bir zamanlar bir X yaşadı. Bir ideolojisi vardı çizerin, duvarlara süsledi. Bir âşık, aşkını bir şairden alıntıyla yazdı duvara. Altına takma isimlerini ve tarihi attı.

Belki de bu yüzden, Barselona gibi şehirlerin sokaklarında dolaşırken hava müzesinde gibi hissediyorum kendimi. Yaşayan insanların müzesi, isimsiz kahramanların ‘duvarsızlıkları’.Bunun sanat olup olmaması, satılıp satılamaması, endüstri tarafından kara çevrilmesi hiç önemli değil.

Bu postmodern zamanların kendine ait (dijital) odalarına bakıyorum. Kalabalık, havasız, suni. Sokaklardaki bu renkli duvarlara ya da doğadaki duvarsızlığa bakıyorum, nefes alıyormuş gibi geliyor evren. Acılar somutlaşıyor ve katılaşıp buharlaşıyor.

Belki de sırf bundan dayanamıyorum ve çekiyorum duvarlardaki, yerdeki, ağaçtaki ya da kayalıklardaki o anların fotolarını. Ben buradayım demek için değil, onlar buradaydı demek için. Sonra ne komiktir, Instagram’da filan paylaşıyorum. Onlar buradaydı, yaşadılar; sayelerinde sokaklar birer arkeolojik birim, birer mimari oluşum olmaktan çıktı; nefes aldı ve tansık bir peygamber gibi, insan ile zaman arasında bağ kurdu. Hâliyle bu, özü itibariyle, ‘ben de buradaydım’ demek oluyo galibar.

Ben de buradaydım ve insanları gözlemledim. Bir sosyolog gibi soğuk gözlerle, bir şair gibi ellerimi duvarlara dokunarak, bir filozof gibi yargılamadan ve bir insan gibi benzer güdülerle…

Ya sen?

Sen de burada mıydın?

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.