Birazdan Rilke’ye devam edeceğim. Kaç gündür içim dışım sosyoloji oldu.
Yoruldum.
İnsan neye uzaksa, onun eğitimini mi görmeli?
Bugün, Refika adlı birinin videosunu izliyordum.
‘Sayılarla aram çok iyiydi ama insanlarla olmadı. O yüzden psikoloji okumaya karar verdim.’ diyor.
Ezberlenmiş bir cümle gibi, havada asılı kalan argümanlar. Eksik olan şeyi okumak. O yüzden mi seni okumak arzum, bunca ezber ve havada duran sözcükler? Bu yüzden mi samimiyetsiz geliyor bunca yaşamlar?
Refika’ya sormuşlar, o da cevaplamış. Hoş.
Bana sorsalar, suskunlaşırdım. Boş.
Velhasıl, Rilke’ye döndüm. Eksik olan yerlerimden okumuyorum. Bu ince nüans, hayatta bizi edilgen ya da etken kılar senaryomuzda.
Misal, sana eksik olduğumu hissettiğim yıllar seni şımarık bir narsistik müptezel yaptı. Hâlbuki, diğeri, tamamlanma arzusuyla okumamak, yazmayı eylem ya da ‘edebi’ kılmaktan kaçınmak, aşkı özgür bırakırdı.
