..

Gömleğimin son düğmesi

Bugün varlığından sıkılıyorum.

Beyaz yaka olduğumu hatırlatıyor boynumdaki sen. Gevşetsem sarkıyor, sıksam boğuyor, çıkarsam düğümler yanlış akıyor. Bir imgeye sıkışıp kalıyorum senden çıkarken. Ölümü bekler gibi umutluyum; benden gideceğin günü beklerken.

Umut ne demek, bilir misin sahi sen?

Hani yollara düşünce avucunda beliren ter gibi bir umut.

Ben ise damarlarıma, kanıma, iliğime kadar özlerim o umudu. Adında umut geçen tüm yazıları, sayfaları, yolları ve satırları akıtmak istiyorum bugün içimden. Ancak bu ısıtırdı beni. Bizli zamansızlığın üşüten varlığı, içimden dolup taşan hisler ancak böyle boşalırdı.

Sen yine de The Bell Jar dövmesi yaptır, diyeceğim.

O fanuslar sana en çok yakıştı galiba. Hâlbuki içindeki renk, yeşilin en sıcak tonuydu. Ne karşılaşmak ne de karşı kıyıya oturmak istiyorsun. Ya kaçıyorsun ya da mıhlanıp kalıyorsun. Önceki yüzyıllarda yaşasaydın, çok uçurumlu insanların doğanın içine saklanması gibi, sen de saklanırdın herhalde.