..

Şekilsiz taşlar

Ruhun tek başına yaşarken zorlanıyorsa, ruhuna liman arıyorsan belki bu mantıklı; ama ya aradığın, ruhunu heyecanlandıracak, ruhunu ilerletecek insanlar ise?

Yontmak, şekillendirmek, sivri yönlerini yumuşatmak, klişeleri tam olarak, en azından bak göre, ideal ilişkiye uyan tanımlamalar. Peki ya amacımız yontulmak değilse?

Ya da böyle şeylerle yontulmak değilse?

Aradığımız bilgi ise, neden hocalarımıza âşık olmuyoruz mesela? Yaş farklılığı, ahlaki dogmalar ya da aklama gelmemiş olması mı?

Yoksa olduk mu?

Çoğu entelektüel çiftin böyle bir şekilde türemiş olması rastlantı mı? Einstein’dan Freud’a, Hannah Arendt ile manitası meşhur diğer filozoflara değin. Lisedeyken ya da üniversitede âşık olduğum hocalarımı hatırlardım şimdi. Kadın erkek fark etmeksizin, beni ‘yonttular’ mı acaba onlar? Hayatı yaşayış şekilleri, duruşları ve ayakları yere basan hâlleriyle?

Ya da o kadın?

Hani şu an bilimsel sandığı satırlara, çocuklara ve çizgilere adamışken kendini, ne kadar yonttu beni, ne kadar şekillendirdi bu hikayeyi?