Anlatırsan, rahatlarsın.
Karşına belirsizlik, kıskançlık, özlem ya da sevgi çıkar; her halükarda bu hisler bize aittir. Dürüstlüğümüz kapalı kapılar ardında aslan kesilmiştir. Bazı insanlar, samimiyetin silindiği ölçüde yaşantımızda büyümüş, keza biz de. Ne acı. İnsan, aşk ya da kelamla dolu ilişkilerde sarılmayı korkutucu bulur.
Bugün Rimbaud ve Verlaine’in hayatımı anlatan Total Eclipse filmini izledim.
Özgürlüğü, sonsuzluğu arayan genç delimiz ile çılgın ama dengeli şair arasındaki binbir gece masalları. Tutkunun olduğu yerde uyum yok, diyen varlığı ruhumda bedene kanıt oluşturan yokluk gibi.
Saçma.
Kaçtığımız şeyler, ardımızdaki gibi geliyor çoğu zaman. Sadece yönü şaşırmışız; biri tutup bizi çevirse, her şey yoluna gelecekmiş gibi.
Bugün filmi izlerken aklıma cesur olmayan aşklar geldi.
Dilerim ki zerrelerine değin ılık ve ateş gibi işleyeyim ben de o yaşanamamışlıkların geleceğine. Duyguların cehaletle israf edilmesinin günahını hiçbir narsist müptezel ödeyemez; zira cehalet, cesaretin önündeki en büyük engeldir. Kendini tanımaktan kaçan ruhlar, başkalarına yansıtarak ölene kadar kendilerini kandırabilirler. Aşkı piç edenlerin gecelerinden çıkmama bedduası edesim geliyor böyle anlarda. Sonra kıyamıyorum, o da insan, diyorum.
Bırakalım da herkes istediği hayatı yaşasın.
